Mehmet 的个人资料Beklentisiz Sevmek Nedir...照片日志 工具 帮助

Beklentisiz Sevmek Nedir Bilir Misin?

Cüzdanımda Duran Fotoğrafınla Yetinebilmek ...
9月13日

Dostluğun Tek Adresi

 

6月21日

MEÇHUL BEKLEYİŞ

 
Pamuk şeker misali bulutların gezindiği, Ankara'nın gözdesi, Ankara'nın simgesi Ata Kule, iplik iplik yağan yağmurda ipek sarısı saçlarını yıkıyordu. Rüzgarda dalgalanan eteği ve masmavi gözleri... Bulutları kılıç gibi keserek inen güneş ışınlarının aşık olduğu, bu yüzden ilk uğradıkları yer, Ata Kule'nin masmavi gözleri (yüksekliği ve tepesi)...görenlerin aklını başından alıyordu.
Birazdan gelir.
Heyecandan her yanı titriyordu. Her sabah burada -Ata Kule'nin karşısında- buluşmalarına rağmen, o her seferinde sanki ilk kez buluşuyorlarmışçasına heyecanlanıyor, Ata Kule'nin kucağı o an ona dar geliyordu.
Köşedeki çiçekçi uğrak yeri olmuştu. Her sabah uğruyor, bir dal kırmızı gül alıyor, oradan da Ata Kule'nin -aşk durakları- karşısındaki ağacın altındaki banka oturuyordu.
Sabah aynanın karşısında özenle taradığı saçları, şimdi yağan yağmurun sayesinde bozulmuştu.Cebinden çıkardığı selpak ile kurulayıp şekil vermeye çalışıyor, sonra boşver deyip iyice dağıtıyordu, siyah, kısa saçlarını.
Rüzgarın biraz daha sert esmesiyle, elindeki gülü muhafaza etmek için ceketinin iç cebine koydu ve düğmelerini ilikledi. Yerde oluşan su birikintisinde kendini görmüştü. Tam bir berduşa benzemişti; dağınık saçları, ıslak ceket ve pantolonuyla. Oldu olacak ceketimin yakasını da kaldırayım, diye düşündü ve ceketinin yakasını da kaldırıp banka kendini iyice gömdü.
Omzunun üstünden Kızılay tarafına doğru baktı. Her sabah o taraftan geliyordu. O da şemsiyesiz gelecekti. Seviyorlardı ikisi de yağmurda, hele ki nisan yağmurunda el ele tutuşup sahil boyu yürümeyi. Ipıslak oluncaya kadar gezdikten sonra kendilerini pastahaneye atıyorlardı. Sıcacık börekleri büyük bir keyifle yiyorlardı, demli çay eşliğinde. Pastahaneden çıktıklarında kendilerini otobüste ve sonrasında Ankara Kalesi'nin o eşsiz manzarasında buluyorlardı.
Şimdi gelir.
Işıl ışıl parlayan, su zerreciklerinin hızla düştüğü Kızılay yoluna bakarken heyecanı artıyordu. Çünkü birazdan görünecekti. O uzun, kestane rengi saçları...eşsiz gerdanını nasıl da süslüyordu. Ya gülerken kendini gösteren gamzeleri...ela gözlerinin altında bir padişah tahtı asaletiyle duran elmacık kemiğiyle nasıl da haşır neşir oluyordu. Ela gözler...buğulu ela gözleri hep gülüyordu. Ya onu başka gözlerden kıskanıp, sürekli saklamaya çalışan kirpiklere ne demeli.. Cennet bahçelerine giden yol misali kirpikler... Narin elleri ki o kadar narin ki, tutmaya kıyamaz. Tutmadığı zaman da yere düşüp kırılacak bir pırlanta gibi aklında kalırdı, narin elleri. O yüzden hiç bırakmaz ama incitmemeye de özen gösterirdi.
Birazdan yağan yağmurun altından deniz kızı gibi süzülerek gelecekti. Masum yüzünü gördüğünde yine heyecandan dili damağı kuruyacaktı. Yüreğinin güzelliği yüzüne vurmuş, diye buna denmezdi de neye denirdi?
Şimdiye kadar ondan sonra geldiği görülmemişti. Bir saat önce evden çıkar, yarım saat Ata Kule'nin karşısında onu bekler, bu dakikaların tadını çıkarırdı. Seviyordu. Onu beklemeyi seviyordu. Ve hep bekleyecekti. Ona göre sevdiğine verilebilecek en güzel hediye zamandı. Çünkü zaman öyle bir hediyeydi ki geri alamazsın ve bu yüzden eşsizdi. Her ne verirsen ver geri alına bilinirdi fakat zaman öyle değildi.
Şimdiye gelmeliydi.
Camı ıslanmış ve buğulanmış saatine baktı. Islak omzunun üstünden, bir o kadar ıslak yola zeytin siyahı gözleri yeniden kaydı. Heyecanı her geçen saniye artıyor, oturduğu yerde duramıyordu. Yine gelemeyecek, diye düşündü. Geçen seferde gelememişti ve evlerine gitmişti. Ya yine hastalığı baş gösterdiyse, ondan gelememişdir yine. Gelmediği gün evlerine gitmişti. Hasta yatakta yatıyordu. O hayat dolu, neşe saçan...yatakta çaresiz yatıyordu.
Birden oturduğu banktan sıçrarcasına kalktı. Heyecanına bir de endişe eklenmişti şimdi. Ya yine hastalandıysa. Evlerine gitmeyi düşündü ama geçen sefer gittiğine de bir nevi pişman olmuştu. O hayat dolu insan, kimsenin onu böyle görmesini istemiyordu. Hasta yatakta bile çok güzel. Onun masum yüzüne hiçbir şey gölge düşüremez.
Tekrar saatine baktı, volta atarken. Duramıyordu yerinde. Duramazdı da. Endişesi olmasa, aylarca bekleyebilirdi onu ama hastalığı aklına geldikçe duramıyordu.
Gelmeyecek, en iyisi ben evine gideyim.
Ceketinin iç cebindeki kırmızı güle baktı. Onun da sabırsızlandığı her halinden belli oluyordu. Biran önce kendini o narin ellere bırakmak istiyordu. Koca Tepe mezarlığına'na yavaş adımlarla ilerlemeye başladı. Masumiyet abidesinin evine ''Koca Tepe mezarlığına'' gidiyordu...

 
       y1pkYgJ8EyKFfTry3-65l6MTmTrquamMVUol5YHXKVXsj31YhOAHNRiynHa3lajOfO6GaCH3LPp4t8                 y1pnWUiRDIQ2u90F51-kRSaPuHa6hIwECNeIeIllBcRkHO9tQPtExdbdFmpS6lOpWj7MH8bqdZIOvE    
 
 
 
 
     af60        akburesmde4kzyy0lg2

Haberin Varmı?

 
Hangimiz daha fazla tutundu o sonu kırılıp düşmek olan uçurumun kenarında yeşermiş yapayalnız dala? Sen korkularınla yüzleşmekten korkup kaçarken, ben her gece geçmişin izlerini taşıyan o kutsal mabedde,yapayalnızlığın çelikle dövülmüş kılıcını taşıyan kapkaranlık, dipsiz, acımasız gecelerle boğuştum...
Haberin var mı..?
İçime dolan, suskun çocukların bir daha hiç şarkı söylemedikleri şehirlerden akan, adına ihanet dedikleri kirli sulardı. Hiçbir sevdaya dahil edilemeyecek kadar kendine yabancı bir yüreğin uğruna kirlettim içimi ve dönüp arkama bakmadım bile. Sen mutluluklarının yalancı yanlarına kapılıp, yalancı gülümsemelerle, aşkı hiç haketmeyen silik yüzlere anlamsızca gülümserken, ben bütün evrende ruhunu aşka adamış bir sürü yüreğin mutsuzluğunun suçunu aldım üstüme; sonsuza kadar acı çekeceğimi bilerek oysa.Bir gecenin içinde kollarıma teslim ettiğin sahte masumluğunu, kendime ihanet ederek her avucuma alışımda. Aşka inanan bütün ruhların lanetini işledim utanarak bütün sevgilerden. Ben senin için inandığım herşeye ihanet ettiğimi bilerek sattım ruhumu karanlığa..
Haberin var mı..?
Hangimiz gözyaşlarıyla örülü duvarların arasında, yeni hasretlere uyanmak için bekledi sabahı? Sen her sabah yeni bir yüz takıp kalabalıklara karışarak görmezken beni, ben yalnızlığın içine karışıp tükettim uzaklardan gelen en son umut kırıntılarını. Uçurumlarımın başında durup yanlış bir bedeni seçmenin pişmanlığında bile yeniden bir şans vermeyi denedin mi sen hayata? Aşka yeniden soluksuz koşmayı denedin mi?
Onca acının içinde umut tohumlarını yeniden çaresizce etrafa dağıtmanın, onları sırdaş toprağın üstüne uzanıp izlemenin, küçücük bir filizin usulca içine bıraktığı umut parçasının güzelliğinden...
Haberin var mı..?
Var mıydı? Ben hiçbirzaman inanmayacağım buna. Hiçbirzaman beni görmiyecek olmana... Gerçek umutların birgün bizim için varolucağına... Senin dünya üzerindeki milyonlarca güzel şeyin benden sonra gerçekten hiçbirzaman hayatında olmayacağından haberin var mı?
Seninle son dediğimden, geçmiş izlerime lanetler yağdırışımdan, gece içinde kaldırımlardaki isyanlarımdan, akıttığım her damladan.Seni nekadar çok istediğimden, içime işlediğinden, elimdeki bir kaç fotoğrafınla yetindiğimden, sensiz ama seninle olduğumdan...
Haberin Var mı?
 
6600476                           birsoruyum0mgir7fa9

Hoşcakal (seni sensiz yaşamaya gidiyorum)...

 
Sen gelmeden önce diye başlayan binlerce cümle geçiyor aklımdan... Sen gelmeden önce ben daha bir bendim.Ama mutsuz, ama geçmişin izleri içimde, utanarak, ama yalnız, ama bendim...
Sen gelmeden kurallarım, yasaklarım vardı. En güçlüsüydüm hayatımın. Bir monitöre saatlerce boş boş bakamazdım mesela. Şarkılarım vardı sensiz söylediğim, sesim sadece benimdi. Daha bir umutluydum ya da daha bir boştu herşey. Çözemedim, çözmekte istemiyorum korkuyorum galiba...
Sonra sen geldin, ne oldum, neyim oldun çözemedim. Ben çözmeye çalıştıkça sen daha çok geldin. Ne sana sığınabildim ne kendime sığabildim. Uzaktanda olsa okadar derinde yer ettinki, butun hayırlarıma rağmen ...
Tek başıma taşırken bütün yüklemleri, öznelerimi kaybetmişim sen gelince anladım. Bütün roller benimdi, hayata oynuyordum, sınırım, çekincem yoktu. Hatalarım kaçışlarım oldu bitti deyip kapatmıştım, sen gelince nedenlere boğuldum...
Ezberlemiştim ben aşkı senden önce. Sadece masallarda yerini alan, sonu gelmesin dediğimiz rüyada yer alandı...
Sen gelmeden önce...
Sen geldin ezberlerim karıştı. Repliklerimi unuttum, susuyorum, doğaçlama da yapamıyorum artık. Takılı kaldı hayalin, kısa anların aklımda, içimde. Tek kişilik dev bir oyununun son perdesi, söz bitti...
Yaralarım kanıyor, her kanayan yerden bağıra bağıra umut doğuruyorum. Daha çok acıyor yaralar umut doğarken. Olsun diyorum umudum var artık. Hala hissedebilmeye, içimde bişeylerin varolduğuna dair. Hiç seninle olamicak olsamda. Canımın acısı hiç dinmicek olsada...
Varsın acısın...
Sonra aklıma geliyor km lerce uzakta oluşum sana ve senin bana gelmeyişin...
Aklından geçenleri sorguluyorum kendime...
Hak vermek istiyorum anlık bir gece yaşattıkların, içime kazıdıkların için. Hayatımıza, sevdiklerimize rağmen bana yaşattığın o alkolün etkisinden ötürüde olsa anları. Dönüşüne ve hak vermek istiyorum vazgeçemediklerine. Buna cok ihtiyacım var...
Utanıyorum yaşamışlıklarıma senden önce...
Sana senden çok ihtiyacım olduğu için belki, kollarında olmaya, kokunu almaya, senin olmaya, benim olmana ihtiyacım olduğu için belkide....
Belki de seni temize çıkarıyorum ruhumda, adın aşk olsun diye...
Yine de Hoşçakal Zamansızlığım....
 
1451924                    xtuanax_tuanax_ayriliksarkisii

SON

 
İçimde bişey var adını koyamadığım. Garip bişey ve ben ne olduğunu anlamıyorum, ne olucağınıda bilmiyorum. Korkuyorum biraz belki...
Ama güzel bişey bu farklı, çok farklı, bilmiyorum inan bilemiyorum noluyor bana. Belki sabah kalktığımda pişman olucam ben genede bunu istiyorum. Çok guzel bişey ve çok özel. Bir gun sonra gidicem hayatına devam ediceksin aklında kalmicam bile.
Aklımda kalır benim içinde farklı belkide sen hayır demekle daha iyi yapıyorsun. Pişman olucamız bişey.
Ben bunu istiyorum sadece belkide bir gece pişma olucaksamda bunu istiyorum bir gecelik benim ol benimle ol buna ihtiyacım var inan buna çok ihtiyacım var.
Sanırım aramızda geçicek en anlamlı en net cevapları barındıran konuşmaydı. Bunlardan sonra anladım ben yalnış yerdeydim ve vazgecmem de imkansızdı. Okadar güzeldinki içimde sen değil ben bile kirletemezdim içimdekini. Ve en uçlar pişmanlıkta getirse içimde seninle senin olmak. Ama senin içinde başkasının olması gunluk bir kaçış. Son dedirtti bana sana dair içimde ne varsa tek yaşamay karar verdim. Konuşamadım anlatamadım sana. Birşeyler beklemem de yalnıştı zaten ama ilk defa mantığım yenilmişti ben yalnızca sendeydim.
Hoşcakal sevdiğim hoşcakal bitanem içimde kalman okadar guzelki sen olmasanda zaten bende var olduğun da yeter...
24023298eg9                               4kk7yv5

İçimde Kal

 
Hayatta en zor şeyi sorsalar bana unutmak derim. Zamanı unutmak, geçmişi unutmak, sözleri, sevinçleri seni unutmak...
Kolay kazanılmaz sevgiler ama kolay kaybedilirmiş vefasızlığın pençesinde. Bunu anlamam için bedel ödemem gerekiyormuş meğer. Uykularımı bölmem gerekiyormuş.
Unutmak vefasızlıktır diyenler unutulmanın acısını yaşamışlarmı. Oysa unutmak istediğim öyle çok şey varki. Geçen her zamanın ardından buğulu gözlerle bakıyorum geriye. Bir sessizlik kovalıyor beni adımlarını duyamadığım. Unuttum sandığım onca acının sessizliğidir gelen…
Direnmek mi kime.
Kollarını açıp esen her türlü rüzgarı tebessümle karşılamak mı cesaret. Yoksa pişmanlıkların seronomisini bir başka zamana taşımak mı.
Çevrene gülen gözlerle bakarken kim farkına varır içindeki depremlerin büyüklüğünü. Her mevsime kırgın yaşamak. Mesafelere inat koşmak. Gecenin hiç bitmeyen vefabilir dostluğuna bırakıyorum ağıtlarımı... Hüzünlerimi… Hatıralarımı…
Bir çocuk ürkekliği ile başlıyorum güne. Boynu bükük kırılgan...
Zamanın beni bekleyen bir köşesinde bir sürü yıkıntıların korkusuyla yaşamak.
Hayat denen elbiseyi eskitiyorum yaralanmış mısralarla. Hiç yokmuşum gibi davranıyorum farkedilmemek için. Sessiz gecelerde yüreğime vuran sen gibi hüzünlerin sesini biriktiriyorum özlemlerime.
Neden demeye korktuğum onca hatıradan kaçarcasına yaşıyorum. Suçlu aramaya kalksamda hep kendimde aradım bir suçuluyu çünkü seni suçlayamayacak kadar seviyordum...
Unutmak istiyorum...
Her tercih bir vazgeçişse eğer; benim tercihim hep Sen oluyorsun.
Hayat adın geçince anlam kazanıyor. Nereye baksam sen oluyorsun.
Ve…
Yokluğun... Hiç alışamayacağımı biliyorum. Her mutluluk acımın gölgesinde tükenecek. Ve ben seneler geçsede hüzünleneceğim. Acılarım yansımayacak güleç yüzüme.
Ve Ben seni hep içimde saklıcam...
 
3257219                    6599834

Umrunda Olmazdım Değilmi

 
Kendimden kaçtım.
Seni bulmak için, sana varmak için, yüreğine bir kez olsun dokunabilmek, gözlerinden bir kez geçebilmek için kaçtım.
Bir kez olsun dokunabilseydim yüreğine, bir kez olsun gözlerinde kendimi görebilseydim, bir kez olsun ismimi senin sesinle duyabilseydim, ölmeyecektim.
Bu bir büyüydü benim için, sonsuza kadar ve mutlu yaşamamı sağlayacak o üç elmanın düşmesiydi.
Yaşamımın bir masala dönüşmesiydi. Sense bunların benim için ne anlama geldiğini hiç bilmedin.
Sıradan biri, hayatından öylesine gelip geçmiş biri, sana bir kez bakmış sonra unutmuş herhangi biri olmamı istedin.
Bense sana bir kez baktım, ve hiç gitmedi yüzün gözlerimin önünden…
Ben durup durup seni özlerken, senin hiç haberin olmadı. Sana yazarken, parmak uçlarım kağıda değil tenine dokundu, hissetmedin, anlamadın.
Nefesini kıskandım, sana nefes kadar yakın olmak için tanrıya yalvardım.
Sen saçlarına dokunurken ben dokunuşunu hissettim saçlarımda, sen bana bakarken, ben eridiğimi hissettim. Senin hiç haberin olmadı.
Tüm dileklerimi senin için diledim. Tüm isteklerimi sana göre belirledim.
Sen olursan olsun istedim, tüm istediklerim. Anlamı olmayacaktı. Sensiz gerçekleşecek hiçbir dileğin, bende bir anlamı olmayacaktı.
Sonra kaçtım kendimden. Sana varmak için tüm yolları denedim. Seninle konuşmayı denedim, sana bakmayı denedim, sana dokunmayı denedim.
Denedikçe yanıldım, yanıldıkça yandım. Yandıkça parçalandım. Sana varamadan, savruldu parçalarım.
“Gözlerin gözlerime değdikçe, felaketim oldu, ağladım”.
Yüreğimdeki varlığını bilmenden çok, yüreğinde var olmak istedim. Hayatımdaki anlamını bilmenden çok, hayatında bir anlamım olsun istedim.
Bana bakarken beni gör istedim. Beni bil istedim. Belki bir hayaldi ama, beni sev istedim.
Ben savaş verirken kendimle, en çok da seninle, senin bunlardan hiç haberin olmadı.
Kim bilir, belki de olsaydı umurunda olmazdı.
 
0b05587cb4                                 30020063vv6

Yine Bir Gece Ve Yine Baş Başayım Kendimle, İşte Yine Seni Bulup Kaybettiğim Yerdeyim

 
İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım. Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydim, yoksa kalıp yanında savaşmalı mı?... Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm yollarsa sana çıkıyor…
Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye devam etmeliyim... Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları...
Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini. Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden. Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde..... Ne kadar zor bir karar..
Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”, derken, bir yanım sakin, sessiz...
Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben, aklımda bir tek sen... Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce. Susmayı öğreniyor yüreğim..
Ama ben kararımı verdim...
Seninle olduğum zamanları düşünmek bile bana mutlulukların en büyüğünü yaşatıyor..
Seni Seviyorum ve Ölene Kadar Seveceğim...
3od1gd6                4ww9mz2

FARKETMEDİN - FARKETMEYECEKSİN


Belki de sen hiç farketmedin;
Katrana kesmiş gecelerin kayıp zamanlarında, yolunu şaşırmış bir minik yıldızı arar gibi gözlerinde ışık aradığımı...
.....
Ve hiç farketmedin belki;
Umuda korktuğumu!..
Yoo, bilmen gerekmiyordu aslında...
Belki güzelliği de işte buydu geçen zamanın!..
.....
Belki bilseydin veya ben söyleseydim; bozulacaktı bişeyler...
Eğer bilinseydi; bu ufka batmış en sivri tepenin karşı ufuktaki tepelere doğru "niye sızlandığı" anlaşılacaktı!..
"Yeni doğduğu zannedilen" bebeklere isimler konulacaktı!..
.....
Umut yeni doğmadı ki aslında;
Ümitlerim hep vardı...
Sen, bana; okunmamış bütün şarkıların bir gün okunacağını hissettirdin...
Sen bana anlatılmamış bütün masalların anlatılacağını...
Yazılmamış bütün şiirlerin yazılacağını...
Söylenmemiş bütüüün ninnilerin bir gün söyleneceğini hissettirdin...
.....
Sen, benim için hiçbir şey yapmadığını mı zannediyorsun?..
.....
Veya şöyle de söyleyebilirim;
Senin bu "yapmayışların" yani hissettirişlerin olmasaydı, benim ne halde olacağımı bilmiyorsun!..
Belkisi yok, hiç farketmedin...
Üstelik, katrana kesmiş gecelerimde, "senin de bazı gecelerinin zifte boyanmış olduğunu" görebiliyordum...
Ama sen varken de, görünürken de, karanlığa düştüğünde de zihnimdeydi ışığın, ve ben hep gidiyordum ardından!..
.....
Çünkü sen umuda korkumdun...
Bütün ümitleri "hayalin" fısıldıyordu kulağıma.
Ve şimdi;
Teşekkürlerimin ifadesi olarak sevgimi ekiyorum bütün saksılara...
Bahçelerim sen kokuyor!..
Ve hayalin hep "umut" veriyor hayatıma.
 
amandikkatkaynaalmty7mfpy7                x1pjzF2-RYhxRX0Pm9yajkQ18B-wl2Pk0YZifB0f6cepHgUonikHtqQKWWS-zuVeTXiHqsJCCeSFuF_Tz0wrNiM5ERy8b5B6s

Sen Bana Ait Olmasan Da Ben Sadece Senin Yüreğine Aitim…

 
" Gittiğinde dudaklarıma bıraktığın boşluğu hiçbir kelime dolduramadı ne yazık ki. .Şimdi kelimelerim darmadağın, tıpkı sensiz yüreğim gibi. . .”
Yalnızlığın demlediği bir akşam üstü yine notaları öksüz kalmış şarkıyı dinliyorum…Sezen Aksu- İki Gözlüm…Ve söylenen her söze pas tutmuş yüreğimi bırakıyorum tıpkı senin yüreğime bıraktığın yokluk gibi..Her satırı kan revan içinde, her notası gözyaşımda son nefesini vermekte. . .
Sensizliğin sokaklarına bırakılmış kelimeleri toplamaktayım yine. Yoksun yine..Darmadağın her şey.. Kıyılarıma yokluğun acıları demirlemiş ve adımla başlayan kelimelerim ayrılığına mühürlenmiş..Artık ben “ sende “ sadece siyah- beyaz fotoğrafım..Artık ben “ sende “ yaşanıp hatıralara gömülen koyu bir pişmanlığım…Saçlarında başkalarının elleri gezinirken ben sana hala “ sen” kadar uzağım. . .
Hatırlıyor musun sana geldiğim günleri..Kan revan içindeydi kelimelerim, tozlu ayrılıkların arifesindeydi yüreğim..Dallarım kırılmıştı, umut diye ektiğim tüm tomurcuklar zamansız budanmıştı..Yıkılmış bir yürekle gelmiştim sana.. Senin teninde var olmaya gelmemiştim oysa..Aşk adına aldığım yaraları senin gülüşlerinle sarmaya gelmiştim..Acılarıma ortak, umutlarıma yoldaş bilmiştim seni…Ellerini tutamayacağımı bile bile, yüreğini gülüşlerimle bir kez öpemeyeceğimi bile bile seni sevmeye gelmiştim..Uzaklardaki varlığınla yaşamayı kabullenip sadece seninle aynı çınar ağacın gölgesinde ölüme uzanmayı istemiştim sadece..Seni “ sen “ diye sevmek için gelmiştim sana..Gülüşlerinle baharı, sevginle mutlulukları yüreğime mühürlemeye gelmiştim. . .
Ve bir gün sana uzattığım ellerimi tuttun, kanayan yaralarıma “ mutluluklarını sundun…Ölüm kokan ellerimle avuçlarına sığınan ben gibi sende imkansızlığına inat yüreğime doyasıya sarıldın.. Dağlar örülü uzaklığımıza aldırmadan her nefeste sevdaya uzandı ellerimiz. Zamanı durduk gözlerimizde..Yetim kalmış kelebekleri emzirdik imkansızlığımıza akan gözbebeklerimizde.. Savaştık durduk mevsimsiz açan yokluk deliverenleriyle..Kanattık birbirimizle anılmayan sevda cümlelerini..Katili olduk bize ayrılığı reva görenleri…İki bedende yaşanan bu sevdayı tek yüreğe sığdırmaya çalıştık.. Savaştık delicesine..Karanlık geceleri sevdamıza şahit bildik, yazgımıza yazılmamış bu aşkın kavuşmasını ahirete erteledik..Biz seninle sırtları birbirine yaslanan karlı dağın birbirlerinin ellerini tutamayan iki yamacıydık; senin yüzün güneşe bakardı benim ise imkansızlığa. . .
Sonra kum saatinden akan zamana kanıp gittin işte. Ardında beni “ bana “ bırakarak.. Oysa senden hiçbir şey istemedim..Sadece umut istedim karanlık gecelerime, sadece mutluluklarını istedim seni beklemekte geçecek günlerime… Ne bana ait olmayan hayatını istedim senden ne de bana yasak tenini diledim .. Sadece uzaklardaki varlığına sarılıp kirpiklerinde dinlendirmek istedim yüreğime üşüşmüş ayazları.. Sadece sesinin sıcaklığına uzanıp gülüşlerinle sarmayı diledim yalnızlıktan bakiye acılarımı. . .
Söyle bana senden çok şeyler mi istedim ? Senden çok şeyler mi beklettim.. Hadi kaldır başını…” Bu yürek yaşamalı “ sözleriyle başlayan mutlulukların neden “ ne olur anla “ cümlesine sığdırılmış ayrılıklara gebe kaldı ? Bana gitmek için geldiğini bildiğim halde sevmiştim seni. Çok mu geldi gözlerinde beni mutlu görmek ? Ellerini tutamayacağımı bildiğim halde seni sevmek çok mu geldi sana ? Bana duyduğun sevgi bir avuntu muydu yoksa ? Bir rüyaydı geldi geçti de bana.. Seni hiç sevmedim de bana.. Seni “ senden “ çok sevdiğim için küfürler savur bana.. Ellerini tutamayacak olsam da seninle mutluluğum için ayrılığında yüreğimden vur beni….Suskunluğunla kanat dudaklarımdaki ismini.. İmkansızlığınla öldüremediğin bu adamı yokluğuna göm emi.. Sende pişmanlık duyulan bir günah olduğumu haykır.. Yaşanması gereken ve bir o kadar kısa tutulması gereken bu avuntunun bittiğini söyle.. Gülüşlerinle yamadığın yüreğimi “ yüreğimden “ sök te git.. Her şey bitti de, kurduğun tüm kelimelerin, seni seviyorum ile başlayan tüm cümlelerim yalandı de bana. . .
Haklısın; sen bana gitmek için gelmiştin. Yaşandı ve bitti bu basit işte..Ama gittiğin günden beri kanayan yüreğim niye hala acıyor sevgili ? Niye ?.. Söyle bana…Sana duyduğum sevgimin sana yetmediğini söyle..Küfürler savur bana.. Git de, bana ait değilsin de.. Sen benim hayatımın en büyük hatasın diye suçla beni.. Unuttuğunu söyle.. Bittiğini söyle. Gittiğin gün yüreğinin acımadığını itiraf et..Adından öteye hiçbir zaman dudaklarımda olmadın ki de b.. Sesimi duyduğumda sesimin titremediğini haykır. Sigara küllüklerine savurduğun izmaritlerde adımın yandığını söyle…Gecelerin şahit olduğu bu sevda hiç yaşanmadı ki de bana…Bir cümle kadar yer tutmadı adın diye söyle hadi .. Seni sevdiğim için küfürler et bana.. Bedelini yüreğimle ödediğim en masum günahın olarak beddualar et bana.. Ölümleri hediye eyle yüreğime.. Git de ve hiç sevmediğini söyle…Susma bir şeyler söyle…Yüreğinde hiç var olmadığımı söyle…Hadi tüm cesaretini topla ve “ seni sevmedim ki “ cümlelerini savur ayak uçlarıma. . .
Biliyorum her zamanki gibi susacaksın …Sus.. Tek bir kelime et..Adımı anacak kelimelerin boşa gitmesin.. Bana gelmeyeceğinin farkında idim. Ama sevdim işte. Seni “ senden “ çok severek.. Uğruna “ bedenimden “ vazgeçerek sevdim.. Biliyorum gelmeyecektin ve beni sevmeyeceksin…Ait olduğun karanlıkları bırakıp gelecek gücün yok senin.. Belki de hiç sevmedin beni..Bırak sevme beni.. Bırak bana söylediğin her kelime yalan olsun.. Unutma ki; “ yüreğimdeki sen” , seni sensizlikte bile sevecek kadar büyük. “ Yüreğimdeki seni “ hiçbir kelime, hiçbir yalan küçültemeyecektir..Çünkü, başkasına ait soyadını taşıyan bir kadını değil; beni “ seven “ kadını yani yüreğime ait kadını sevdim hep …Saçlarında hangi erkeğin elleri dolaşıyor, teninde hangi yüreğin nefesi kokuyor inan hiç umrumda değil. Bana söylediğin kelimelerin yalan olduğunu da .. Ben sadece beni seven “ seni “ sevdim…Ve şimdi bana bıraktığın sensizliğin içinde tek kurşunu yüreğime sıkıyorum. . .
“ Sen bana ait olmasan da ben sadece senin yüreğine aitim…Sadece senin sevdiğin bu yüreği “ senin yüreğine “ gömüyorum senden başka kimse sevmesin diye. . .”
 
3439127                xtuanax_tuanax_alyuregimii

VAAT


Sana kan ter ve gözyaşı vaat ettim.
Ucu bucağı tükenmeyen acıların, korkunç kavgaların, anlayışsızlıkların ve
İlgisizliklerin kucağında isyanlar vaat ettim.
Sana monotonluk vaat ettim.
Her aksam isten yorgun donup pijamalarımızı giyerek televizyonun başında kös
Kös oturmayı vaat ettim.
Sana sonsuz çaba vaat ettim..
Hastalandığımda işini gücünü bırakıp sabahlara kadar bana hastanede refakat
Etmeni vaat ettim.
Bir kazada bütün vücudum yandığında, ya da felç olduğumda, bir omur boyu
Beni sırtımda taşımanı vaat ettim..
Sana yalnızlık vaat ettim...
Hayatımı kazanabilmek uğruna seni ihmal edip yalnız bırakmayı, ya da
Atlatamadığım bunalımlarda tek başıma kafamı dağıtmaya gidip beni merak
Etmeni vaat ettim..
Sana ihanet vaat ettim..
Zaman zaman yanılgılara düşüp bir gençlik hasretiyle başka kadınlara aldanıp
Seni aldatmayı vaat ettim..
Sana sıradan bir hayat vaat ettim..
Sana ask, gelecek ve sadakat vaat ettim...
Kavgamız ne olursa olsun yatağa girmeden barışabilmeyi, haklı olsam bile
Hiç birşeyin senden değerli olmadığı için kavgaya değer olamayacağını
Vaat ettim..
Acın ne olursa olsun asla benimkinden çok olamayacağını, çünkü
Benim için en büyük acının senin acı çekmen olduğunu vaat ettim.
gerektiğinde
Anlamasam bile bana anlatamayacağın hiçbir şey olmadığını vaat ettim..
Bana
Öğretemeyeceğin hiçbir şey olmadığını...
Seni daha iyi yaşatabilmek uğruna çalışmaktan bitap düşmüşken sana ilgimi ve şefkatimi gösteremediğim
Zamanlarda bile beni senden başka hiç birseyin ilgilendirmediğini ve seni
Asla ilgisiz bırakmayacağımı vaat ettim.
Tanrıya isyan etmektense bana isyan
Etmeni, sana günah yazılmasındansa, senin isyanını sineme gömmeyi
Vaat ettim...
Televizyonun başında kös kös otururken bir anda hatamın farkına varıp
Seninle gecenin bir yarısı karlarda dolaşmayı vaat ettim...
Ve ilgisiz olan Sensen, beni karlarda dolaştırmadığın için sana asla gücenmemeyi
Vaat ettim...
Sana senin için yaptığım hiç bir şeyin çaba olmamasını vaat ettim..
Sabahlara kadar başında beklemenin, bütün fiziksel özelliklerini
Kaybettiğinde seni taşımanın ya da mahvolmuş vücudunla sevişmenin seninle
Karlarda dolaşmaktan farksız olmamasını vaat ettim.
Sana beklemeyi vaat ettim...
Beni ne kadar yalnız bırakırsan bırak. Benden ne kadar kaçarsan kaç... Ne
Kadar çalışırsan çalış, ne kadar kendi yalnızlığınla baş başa kalabilmek için
Gidersen git, seni hep beklemeyi dünyayı sen geri döndüğünde senin bulmak
İstediğin gibi toparlamayı vaat ettim...
Sana tutku vaat ettim...
Bir gün beni terk etmeden bir başka erkeğin kollarına atıldığında senin için
Savaşmayı ve geri döndüğünde seninle karlarda dolaşmayı vaat ettim.
Sana birlikte ölebilmeyi vaat ettim... Ne yaşanırsa yaşansın 50 yıl sonra
Birimiz ölürken yanında buluna diğerine "senin yanında ölmekten başka ne
Dileyebilirdim ki tanrımdan" deyip huzur içinde ölmeyi vaat ettim.
Sana sadece ikimizin yapabileceği bir şey yapmayı vaat ettim. Neslimizi ve
Askımızı devam ettirecek bir insan dünyaya getirmeyi vaat ettim... Sana en
Değerli varlıklarına babalık yapmayı vaat ettim...
Sana sıradan bir ask vaat ettim...
 
105                 1464941
 
第 1 张,共 46 张